6 Ekim 2011 Perşembe

ETİK VE ELİT

- Etik diyorum, etik! Şu mekandakilerden kaçı bu kavramı sorgulamış gibi duruyor?
- Haklısın, bu insanlar yeterince elit değil. Kanlarında yok asalet.
- Asalet dediğin şey, her yiğidin harcı değil. İnce düşünce ister.
- Daha asil insanlara hitap etmeliyiz, daha ince zevk sahiplerine.
- Hele her şeyin git gide reklamlaştığı bu şehirde, zarafetten ne kalır?
- Şehrin magazinlerine reklam versek, zarif bayanları çeksek?
- Ne yapmalı da bu sefaletten kurtulmalı?
- İyi fikir, asili sefilden ayıracak bir duvar olmalı.
- Berlin'den beri ne çok duvar kuruldu; dıştan şatafatlı, içten çorak.
- Mekanımız sefillerle asilleri ayıracak bir mekan olmalı.
- İnsanlar buralarda çürüyorsa hiç mekanı olmamalı.

7 Temmuz 2011 Perşembe

MASUCUK

Çocuklar, kocaman bahçelerinde oturup büyükçülük oynuyorlardı. Keşke beceremeselerdi.
Büyükler, küçücük bahçelerinde oturup bilgincilik oynuyorlardı. Keşke becerselerdi.
Bilginler, hiç oturmayıp sürekli susuyorlardı. Keşke konuşabilselerdi.

10 Ekim 2010 Pazar

OYUN

Sadece bir bira içip azıcık laflayacaktım. Kapıyı açtığımda leş kokusu burnumu kırdı. Kıvranan cesetlerden geliyordu. Gözüm skor tabelasına takıldı. Beni de oyuna davet ettiler, hayır diyemedim.
Bugün bir bebek doğurdum. Göğsümden süt değil, irin aktı.

14 Eylül 2010 Salı

?

Nefes nefese koşuyordu, o meydan senin bu meydan benim. Gülüyor, konuşuyor, sarılıyor, coşuyordu. Hayır! Aslında yalvarıyordu "Beni görün, bakın bana, yaratın hatta!"
Gelince tüm meydanların boşaldığı gün, sandı ki o da yok artık.
Ve hâlâ aynaya bakıp inatla soruyor: "Ey yüzünü asla benden yana çevirmeyen, sen de kimsin? N'olursun, bir göz ucuyla bari, bak bana!"

5 Temmuz 2010 Pazartesi

MÜKEMMEL

Afrodit'ti, Kleopatra veya Monroe... Hatırlamıyor kaç asırdır şiirler düzüldüğünü kendisine. Ve tahtında suskun ne zamandır. Ha sinek vızıltısı, yemek uğultusu; ha şanı yanında sönük tüm o dizeler.
"O güzelliğiniz yok mu" diyorlar binbir şekilde "ve de asilliğiniz. Erdemlerinize de diyecek yok doğrusu."
"Nasılsınız?" diye sormaya ne hacet! Yaslı günlerinden, kanlı düşlerinden bi-haber; o kadar eminler iyiliğinden.

2 Temmuz 2010 Cuma

ANLAYIŞ

Oturmak sizi yürümekten çok yoruyorsa ve arkanızdan su dökmeyen dostlarınız varsa ne mutlu.
Ve kovalar boşaltıyorsa sevenleriniz, korkunç bir yalnızlık bu.
Hele bir de pranga bağlıyorsa iyiliğinizi isteyenler... Cesetleştiğinizi fark edecekler mi?

22 Haziran 2010 Salı

İLİŞKİ

-Sevgilimsin, dedi.
-Hırsınım, dedim.
-Fethetmek istediğim kalesin.
-Gücünü göstereceğin bir tehlikeyim.
-Oldum olası var savaş.
-Öldük öleli esiriz cennet simülasyonlarına, ve hissetmiyor musun kör edici alevleri? Kül ediyorlar bizi her kılıç darbemizde.